Sayfa Yükleniyor.
Lütfen Bekleyin...
info@toptanetmarket.com 0 535 355 33 04

Bilgi Bankası

Aberdeen Angus sığırının besicilik açısından önemini açıklayan bir yazıdır. Kaliteli ve yüksek verimli etiyle, zor hava koşullarına dayanabilmesiyle ve bakımının kolaylığıyla ünlü bu sığır ırkı, günümüzde dünyanın en popüler besi ırkıdır.

 Anguslar, bütün dünyada üreticiler tarafından tercih edilen en karlı besi ırkı olarak bilinmektedir. Amerika Birleşik Devletleri`nde etçi ırkların yüzde 60`ını angus ırkı oluşturur. Et kalitesi diğer ırklara göre daha yüksek, yağ oranı daha ise düşüktür. Türkiye`de yerli ırklarda yağ oranı  %35 civarında iken anguslarda %6-7 vivarındadır. Mermerleşme özelliği (yağın kas lifleri içinde dağılımı), besi bitiş dönemindeki yağ oranı, yağ rengi, et rengi, tekstürü gibi özelliklerinden kaynaklanan et kalitesiyle angus eti daha da cazip hale gelmektedir. Ayrıca Angus eti özel etiketle ve daha yüksek fiyatla satılan, ABD ve Japonya gibi ülkelerde diğer etlere göre daha çok müşterisi olan bir et cinsidir. Türkiye de de restourantlarda son dönemlerde özel angus menüleri oluşturulduğu görülmektedir.

 

 

 

           Aberdeen Angus`un Tarihi ve Özellikleri

     

     Aberden Angusunun çıkış merkezi İskoçya`nın kuzey bölgesidir. Bu bölgedeki yerli ırkların karışımından meydana gelmiş ve buradan dünyaya yayılmıştır. İskoçya, İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda ve Amerika Birleşik Devletleri en çok yetiştirildiği yerlerdir. Aberden Angusunun en belirgin özelliği tamamen siyah olmasıdır. Dünyadaki birkaç boynuzsuz sığır ırkından biridir. Hem boğaları hem inekleri boynuzsuzdur. Üstelik boynuzsuzluk, boynuzlulara karşı baskın karakterde. Başı ufak, alnı geniş beden uzun, göğüs derin ve geniş, karın altı ile sırt birbirine paraleldir. Bacak kemikleri kısa fakat et tutma kabiliyeti çok yüksektir.

 

Canlı ağırlık dişilerde 700 kg civarında erkeklerde ise 1200 kg`ye kadar çıkabilmektedir. Et lezzeti yönünden en iyilerden olduğu bilinmektedir. Ayrıca et randımanı %63 civarındadır. Kas lifleri arasında yağın dağılımı yani mermerleşmenin çok homojen olması etinin lezzetini artıran en önemli etkendir.

 

 

Angus`un Öne Çıkan Özellikleri

 

 

Angusların etinin yanı sıra karkasının da daha iyi olduğunu bilinmektedir. Boynuzsuz oluşu yaralanma riskini düşüren, küçük baş yapısı kolay doğum yapmasına imkan veren özellikleridir. Ayrıca dişileri ergenliğe daha erken ulaştıkları için erken dönemde yavrularlar. Yüksek günlük canlı ağırlık artışına sahiplerdir. Bir günde 1.3-1.7 kg arasında artış olabiliyor. Aynı miktarda yem yiyen bir yerli inek 300 kg`lık bir ağırlığa ulaşırken Angus ırkı bir sığır 1 buçuk ton ağırlığına ulaşabilmektedir. Angus yetiştiriciliği Ülkemizde ortalama karkas ağırlığını arttırarak, besiciye, yetiştiriciye daha çok para kazandıracak, tüketiciye kaliteli ve lezzetli et sunacak bir ırk olarak değerlendirilmektedir.

 

Angus`un Avantajları

 

                Damızlık olarak yetiştirilen dişi anguslar, öncelikle onu yetiştiren üreticiye gerek çiftlik idaresi anlamında gerekse işletme maliyetlerini azaltma anlamında fayda sağlar. Döl verimi çok yüksektir. Doğa koşullarına dayanıklı, kötü kaliteli mera koşullarını çok iyi değerlendirebilen, hiç yardıma ihtiyaç duymadan doğumlarını gerçekleştirebilen bir ırktır. Annelik içgüdüleri çok gelişmiştir. Doğum yaptığında buzağısını dış etkenlerden ve kötü hava koşullarından korurlar. Kışın -30 ºC`de ve yazın +30 ºC` de sorunsuz gelişirler ve minimum bakım gerektirirler. Doğal olarak boynuzsuzdurlar. Bu sayede birbirlerine çok zarar vermezler. Dişileri erken olgunlaşırlar. Sağlıklı oldukları sürece yüksek yaşlarda dahi damızlıklardan buzağı almak mümkündür. İnekler birinci buzağısında da 14. buzağısında da aynı performansı gösterirler. Angus sığırları diğer cins sığırlara göre daha uzun ömürlü olan türlerdir. Bu bakımdan yaşlandıklarında buzağı verimi de daha kaliteli ve verimli olmaktadır.

 Damızlık yetiştiricisine sağladığı bu faydalar sayesinde diğer et ırklarına göre angus ırkı daha çok tercih edilmektedir.

Küçükbaş besi çiftliğinde Kıvırcık ırkı koyunun seçilme sebeplerini anlatan bir yazıdır.

NEDEN KIVIRCIK KOYUNU

 

 

Kıvırcık Türkiye , Bulgaristan ve Yunanistan`da yetiştirilen koyun ırkıdır. Yunanistan`da bu ırk Thraki adı ile bilinir. Bu ırk Türkiye`nin Trakya bölgesinin başlıca koyun ırkıdır. Ayrıca Marmara`nın güney ve Doğusundaki illerde ve Ege bölgesinin bazı illerinde yetiştirilir. Türkiye`deki toplam koyun varlığının %6.4 ünü bu koyun ırkı oluşturur. Türk halkı ve Ortadoğu tarafından sevilen bir et türüdür.


Kıvırcık Koyununun Fenotipik Özellikleri

Kıvırcıkta bütün vücut beyazdır. Nadiren baş ve ayaklarda Siyah lekeler taşıyan hayvanlara da rastlanır. Beyaz renkli kıvırcık Belçika kıvırcığı olarak da bilinir. Beyaz renkli kıvırcık sürülerinde bazen kahverengi veya siyah renkli koyunlara da rastlanır. Bunlar kıvırcığın daha çok Bulgaristan`da Bulunan renkli varyetesinin ( Karnobat ) kalıntılarıdır. Bir zamanlar Trakya`da yetiştirilen bu Karnobat sürüler bugün artık mevcut değildir.

Kıvırcık ırkında kuyruk uzun incedir ve normal olarak Tarsus ekleminin hizasına kadar uzanır. Saf kıvırcık koyunlarında kuyrukta yağ depolanması görülmez. Koçlarda yanlara doğru uzanan spiral boynuzlar vardır. Koyunlarda normal olarak boynuz bulunmaz. Kulaklar nispi olarak kısadır ve horizontal bir durumdadır. Yapağı halı yapağısı tipinde olmakla beraber diğer yerli ırkların yapağılarından daha kalitelidir. Genç hayvanlardan elde edilen yapağı kumaş dokumasında kullanılabilir.

Kıvırcık orta irilikte bir ırktır. Cidago yüksekliği koyunların ortalama 64 -66 cm kadardır. Koyun etleri arasında en lezzetlisi Kıvırcık koyununun etidir. Kıvırcık ırkı et kalitesi yönünden ülkedeki koyun ırkları arasında ilk sırayı alır. Kuzuları sütten kesildikten sonra besiye alındıklarında hızlı bir gelişme gösterir. Et ve süt verimleri oldukça iyi gelişmiştir.

Olumsuz şartlara karşı oldukça dayanıklı bir türdür. Uzun yürüyüşlere karşı dayanıklı olup, zayıf meralardan yararlanabilme özelliğine sahiptir.

Kıvırcık ırkı koyunlarda ikiz doğum oranı %20 civarındadır. Egeden ve Sarıkız çiftliklerinde bu oran %35 e kadar çıkmıştır. Bir kıvırcık koyunundan iki yılda üç kez yavru alınabilmektedir. Bu süreyi kısaltmaya çalışmak ikizlik oranının azalmasına  ve düşüklere sebep olmaktadır. 

Doğumdan sonra kuzu ve koyun bakımı bir sürünün sağlıklı ve karlı bir şekilde devam edebilmesi için çok önemlidir. Yeni doğan kuzulara ilk aylarda gösterilen özen, et ve damızlık kalitesi olarak geri dönecektir.

Danışmanlığını yaptığımız küçükbaş hayvancılık işletmelerinde uyguladığımız doğum ve kuzu bakımıyla ilgili bazı önemli maddeleri aşağıda bulabilirsiniz.

GEBE KOYUN DOĞUM PROSEDÜRÜ

1.       Gebe olan hayvan mümkün olduğu kadar rahat bir ortamda barındırılmalıdır.

2.       Ağıl içerisindeki hareketlerinizde ani haraketlerden kaçınılmalıdır.

3.       Doğumu başlamış olan hayvana 10 dakika hiçbir müdahalede bulunulmayacak. 10 dakika geçtikten sonra güç doğum olursa acilen veteriner hekime haber verilmelidir.

4.       Doğumdan sonra anne ve yavrunun zemini kuru ve geniş bir ortamda olması sağlanmalıdır.

5.       Doğumdan en geç 30 dakika içinde yavrunun annesinden süt emmesi sağlanmalıdır. Biberon mümkün olduğu kadar az kullanılmalıdır.

 

DOĞUMDAN SONRA ANNE BAKIMI

1.       Annenin, doğumdan sonra ilk 2 saatte içini (sonunu, yavru zarını) atması gerekir. Bu durum takip edilmelidir.

2.       Her anneye doğurduğu gün KLOZAK hapı yutturulmalıdır.

3.       Annenin yem ve suya kolayca ulaşması sağlanmalıdır.

4.       Bulunduğu zemin sık sık temizlenmeli ve kuru olması sağlanmalıdır. Kuzu ve koyun sağlığı için çok önemlidir.

 

DOĞUMDAN SONRA KUZU BAKIMI

1.       Yavrunun doğumdan en geç 90 dakika sonra kurulanması gerekmektedir.

2.       İlk 30 dakikada kuzunun karnının tok ve normal yatış pozisyonunda olması sağlanmalıdır. Karnı tok olan kuzunun nefes alması rahat ve normal olur, ön ayakları karnının altına bükülmüş durumda keyifli bir şekilde yatar.

3.       Kuzu ilk gün içerisinde tartılacak ve kg cinsinden not alınıp yetkili kişiye bildirilmelidir. Bu adım sürünün takibi açısından çok önemlidir.

4.       Doğumdan bir saat sonra kuzunun göbek kordonu temizlenmelidir.

5.       Bir günlük kuzuya 1 gr SELENYUM iğnesi yapılmalıdır.